DHA YURT BÜLTENİ – 2

Hatay’da, Türkiye-Suriye sınırına ek önlemHatay’da, Suriye’den Türkiye sınırına kaçak geçişlerin önlenmesi için daha önce yapılan, beton bloklardan oluşan duvarlara ek olarak tel çit ve jiletli tel ile yeni önlemler alınıyor.Tesislerde hazırlanan, 1 metre yüksekliğinde, 2,5 metre geniliğinde ve 1 ton ağırlığında olan beton blokların sınırdaki noktalara yerleştirilmesine devam ediliyor. Sınırda ayrıca duvarların üzerine çit konulurken, onun da üzerine jiletli tel döşeniyor. Yaklaşık 20 kilometrelik sınır hattı, 6 ayda beton duvar, çit ve jiletli tel ile örüldü. Hazırlanan 1 ton ağırlığındaki bloklar ile çit ve jiletli tellerin, sınırın Türkiye tarafına montesi sürdürülüyor.Görüntü Dökümü————işçilerin çalışması-iş makinesi-Hazırlanan beton bloklar tıra yüklenmesi-Sınıra konulan betonlar-Tel çit ve jiletli tellerSÜRE: 01’39’   BOYUT: 186 MBHaber-Kamera: Ferhat DERVİŞOĞLU/REYHANLI (Hatay),===================Türkiye yollarının yarısının çizgilerini o çiziyor İZMİR’de yaşayan Hulusi Durmuş (63), 1997 yılında Fransa’dan Türkiye’ye geldiğinde, karayollarında çizgilerin yetersiz olduğunu fark edince bu işe yöneldi. Önce yurt dışından getirdiği yol çizim makinelerinin satışını yapmaya başlayan Durmuş, aradan geçen sürede kendi fabrikasını kurup üretime yöneldi. Fabrikasında  450’dan fazla çalışanın bulunan Durmuş, bugüne kadar Türkiye karayollarının yarısının çizgilerini kendilerinin çizdiklerini söyledi. İzmir’in Urla ilçesinde yaşayan Hulusi Durmuş, 20 yıla yakın bir süre Fransa’nın Paris kentinde yaşadıktan sonra, çocukları yeterince Türkçe öğrenemediği için 1997 yılında Türkiye’ye dönmeye karar verdi. Türkiye’ye döndükten sonra hayatını sürdüreceği bir meslek arayışına giren Durmuş, Fransa ve Türkiye’yi kıyasladığında karayollarında sürücülere yol gösteren çizgilerin yetersiz olduğunu fark etti. Bunun üzerine öncelikle yurt dışından getirdiği yol çizim makinelerinin satışını yapmaya başlayan Durmuş, daha sonra yine Fransa’da kullanılan yüksek basınçlı vakum pompalarının yol çizim makinelerinde işlevselliğini denedi. Tamamen tesadüfi başladığı mesleğinde çok büyük bir başarıya imza atan Durmuş, zaman içinde Türkiye yollarının yarısının çizgilerini çizdi ve 450’den fazla çalışanı olan bir fabrikanın sahibi haline geldi. Türkiye’nin yanı sıra dünya yollarının çizgilerini de çizen Durmuş, Azerbaycan, Makedonya, Romanya, Bulgaristan, Kosova, Türkmenistan, Mısır, Kırgızistan, Özbekistan, İran, Afganistan, Cezayir, Uganda, Etiyopya gibi yeni yapılanma uygulaması içinde olan birçok ülkeye yol çizim makinesi temin etti, yol çizimini öğretti ve bazılarında uygulamayı da gerçekleştirdi. Yol çizgilerininin trafikteki can güvenliğinin temeli olduğunu ifade eden Durmuş, ‘Bir yılda çizdiğimiz çizgiyle dünyanın çevresinde 2.5 kez tur atıyoruz. Trafik çizgileri, yolları disipline ediyor. Sürücünün uyması gereken kuralları belirliyor. Sürücüler yere baktığında yapması veya yapmaması gereken eylemleri görüyor, dolayısıyla trafik çizgileri hayat kurtarıyor’ dedi. TALEP OLUNCA GİDEREK HIZLANDIFransa’dan Türkiye’ye çocukları yeterince Türkçe bilmediği için döndüğünü söyleyen Durmuş, ‘Onların tek kültürle yetişmesini istemedim. Eşim Fransız bir öğretmendi, onun Türkiye’ye tayinini istedik. Türkiye’ye geldiğimde neler yapabileceğim konusunda kafamda net bir şey yoktu. Öncelikle birçok sektörde kullanılabilen yüksek basınçlı pompaları yurt dışından getirmeye başladım ve bunların satışını yaptım. Daha sonra yol çizim makinelerini temin etmeye başladım ve zaman içinde bu pompaların yol çizim makinelerinde kullanılabileceğini fark ettim. O dönemde Avrupa’ya kıyasla Türkiye’de yol çiziminin oldukça geride olduğunu düşündüm. Öncelikle bir gazeteye ilan vererek bu makineleri temin edip satışını yaptım. Daha sonra birçok belediyeden talep geldi. Çizgiyle olan maceram böylelikle başladı. Normalde yere bakan bir insan değildim. Daha sonra bu işle meşgul olunca, yurt dışındaki yüksek basınçlı teknolojiyi Türkiye’ye uyarladım. Ürettiğimiz makineleri aynı zamanda kullanmaya ve belirli alanları çizmeye başladık. Daha sonra bu iş giderek hızlandı ve Türkiye’nin birçok noktasındaki yolları çizdik. Bu iş için boyaların üretildiği ayrı bir fabrika, makinelerin üretildiği ayrı bir fabrika kurduk. Son üç senedir levha işine de başladık. Şu anda Türkiye’nin yarısının yollarını çiziyoruz’ diye konuştu. DÜNYA YOLLARINA DA ÇİZGİ ÇEKİYORYurt dışında birçok yerde uygulama yaptıklarını belirten Durmuş, ‘Özellikle Özbekistan’da Türkiye’de mevcut olan tüm standart yol çizim kural ve uygulamalarını hayata geçirdik. Bunun dışında Azerbaycan, Makedonya, Romanya, Bulgaristan, Kosova, Türkmenistan, Mısır, Kırgızistan, Özbekistan, İran, Afganistan, Cezayir, Uganda, Etiyopya gibi birçok ülkeye yol çizim makinelerini temin ederek, makineler hakkında eğitim veriyor ve yol çizimini öğretiyoruz. Cezayir’de 80 kilometrelik bir yolun çizimini yaptık. Bazı ülkelerde tüm ekipmanları temin ediyor, bazı ülkelerde çizim yapıyoruz. Avrupa Birliği ülkelerinden ziyade, yeni yapılandırma içinde olan ülkelerde yol çizimini aktif olarak yapıyoruz’ dedi.Görüntü Dökümü———–Hulusi Durmuş ile röp.-Yol çiziminden görüntüler-Boya fabrikasından görüntü-Çizim makinesi fabrikasından görüntü-Levha fabrikasından görüntüHaber: Hande NAYMAN Kamera: Mücahit BEKTAŞ / İZMİR,  ====================Ortaokul öğrencisi, arkadaşının babası için protez el yaptı   Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde yaşayan 7’nci sınıf öğrencisi 13 yaşındaki Enes Çalışkan, 3 yaşında her iki elini bileklerinden kaybeden okul arkadaşının babası Erdinç Demirdöğen’i (40) hayaline kavuşturdu. 3D yazıcıyla üretilen protez el sayesinde uzuvlarına kavuşan Demirdöğen, artık bir bardağı tutup su içebiliyor ayrıca diğer işlerini de yapabiliyor.Neval Yaralı Milli Egemenlik Ortaokulu 7’nci sınıf öğrencisi Enes Çalışkan, sınıf arkadaşının babasının her iki elinin de olmadığını görünce durumdan etkilendi. Öğretmeniyle konuşarak arkadaşının babası için protez el üretmek istediğini ifade eden Çalışkan, 1 aylık çalışma sonucu, okulunun atölyesinde 3D yazıcı yardımıyla protez elleri üretti. Protez el üretiminde kullanılan malzemeler ise 3 bin lira tuttu. Protez eller, sensörler yardımıyla çalışıyor. Avuç içerisinde cisim gördüğü anda protez elin parmakları kapanarak cismin tutulmasını sağlıyor. Çalışması hakkında bilgi veren Enes Çalışkan, ‘Bu projeyi Erdinç amcanın hayattaki yaşamını bir nebzede olsa kolaylaştırmak için yaptık. 3D yazıcımızdan çıkardığımız parçaların içerisine, sensörler ve motorlar ekleyerek kodlamasını yaptık. Bu sadece Erdinç amca için değil tüm engelliler için yapılmış bir proje. Bunu daha da geliştirmeye çalışacağız. Erdinç amcanın da mutlu olduğunu düşünüyoruz. Onu bir nebzede olsa sevindirebildiysek, hayatını kolaylaştırabildiysek ne mutlu bize’ dedi.ÇOK BEĞENDİ Evindeki tüp patlaması nedeniyle 3 yaşındayken iki elini kaybettiğini belirten evli ve 3 çocuk babası Erdinç Demirdöğen, ‘Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çok güzel bir proje olmuş. Büyük kolaylıklar sağlıyor. Bu protez el sayesinde bardağı tutabiliyorum, kaşığı tutabiliyorum. Kendi hayatımı bir başkasından yardım almadan sürdürebilirim. Bu çok güzel bir duygu. Öğrencilerimiz bedensel engelli vatandaşları düşünerek bir şeyler yapmaları çok güzel bir şey’ dedi.Görüntü Dökümü————Protez elden görüntü-Protez elin bedensel engelli vatandaş tarafından kullanılmasından görüntü-Bedensel engelli vatandaş Erdinç Demirdöğen röp.-Projeyi üreten öğrenci Enes Çalışkan röp.-Genel ve detay görüntülerHaber- Kamera: Cemil SEVAL / MANİSA, =================Spastik Niyazi, plajda bardakta mısır satarak ailesine destek oluyorMuğla’da iş bulamayan doğuştan spastik (beyin zedelenmesi dolayısıyla kasları kasılı kalmış) Niyazi Özserin (24), Bodrum ilçesindeki sahillerde bardakta mısır satarak, lise ve yüksek lisans eğitimi alan kardeşlerine destek oluyor. Her gün minibüsle Muğla’nın merkez ilçesi Menteşe’den Bodrum’a gidiş- geliş 240 kilometre yol kat eden Özserin’in kendi ayakları üzerinde durması takdir topluyor. Muğla’nın merkez ilçesi Menteşe’de yaşayan yüzde 71 spastik engelli, lise mezunu Niyazi Özserin, azmi ile takdir topluyor. Maddi sıkıntılar yaşayan ailesine yük olmamak için çalışmak isteyen ve başvurduğu iş yerlerinden olumsuz yanıtlar alan Özserin’in şansı, Bodrum’da plajda yürürken değişti. Gümbet plajında annesi Sakine Koruklu ile yürüyüş yapan Özserin, bardakta mısır satanları görünce bu işi yapmaya karar verdi. Bodrum Belediyesi’ne yaptığı yer başvurusu geçen Mayıs ayında olumlu sonuçlanan Özserin, zaman kaybetmeden bardakta süt mısır satamak için seyyar araba satın aldı. Menteşe’den her gün Bodrum’a minibüs ile giden Niyazi Özserin, sıcak havaya aldırış etmeden plajda yerli ve yabancı turistlere bardağı 5 liradan mısır satıyor. Özserin, kazandığı paranın bir kısmı ile Adnan Menderes Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimi alan kız kardeşi Nida Özserin ile Muğla Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 12’nci sınıf öğrencisi olan diğer kardeşi Olgun Özserin’in eğitimlerine destek oluyor. Anne Sakine Koruklu, oğlunun topluma kazandırılması için mücadelesini bırakmadığını belirterek, ‘İş alanında bir türlü şansı yolunda gitmedi. Kadrolu ya da özel sektörde yaptığı her iş başvurusunda tıkanıklar yaşadı. Bedensel engelli olduğu için başvuruları olumlu değerlendirilmedi. Geçen yıl plajda yürürken mısır satan kişileri gördü ve nerelere müracaat yapıldığı konusunda araştırma yaptık. Bodrum Belediyesi’ne yaptığımız yer talebi için geçen Mayıs ayında olumlu dönüş yapıldı. Muğla’dan buraya her gün 1 aydır gelip gidiyoruz. Evladımı yalnız bırakmıyorum. Tezgahta satışı kendisi yapıyor. Kazandığı parayla aile ekonomimize destek sağlıyor. Oğlum Niyazi bu işle aile ekonomisine katkı sağlarken kendi ayakları üzerinde durmayı başarıp, özgüven de kazandı. Bunun dışında kendisinin aylık 485 lira engelli maaşı var’ Anne Koruklu, kirada oturduklarını da belirtip, ‘Bugüne kadar, anne ve babamın desteği, boşandığım eşimden aldığım nafaka ile 1300 lira olan ev kiramızı ödeyip, geçimizi sağlamaya çalışıyor. Bu nedenle oğlumun bardakta mısır satışından kazandığı para bizim için maddi omduğu kadar manevi de önemi var’ diye konuştu.Sadece konuşma güçlüğü yaşayan Nizayi Özserin ise herkesin kendisini çok sevdiğini ve satışlarının iyi gittiğini söyledi. Tatilcilerden Aynur Plak Terzi de, ‘Niyazi kardeşimle tanışmaktan şeref duyduk. İşinde başarılar diliyorum ve herkesin destek olmasını temenni ediyorum’ diye konuştu.  Görüntü Dökümü ————–Niyazi Özserin’in mihibüse binmesi ve koltuğa oturması-Niyazi Özserin’in plajda annesi Sakine Koruklu ile birlikte yürümesi-Niyazi Özserin’in mısır arabası ile birlikte görüntüsü -Nizayi Özserin’in müşterilere mısır hazırlamasından genel ve detay görüntüler -Nizayi Özserin’in hazırladığı mısırları müşterilere takdim etmesi -Anne Sakine Koruklu ile röp. -Niyazi Özserin ile röp.-Tatilcilerden Aynur Plak Terzi ile röp.Haber-Kamera: Cavit AKGÜN / MUĞLA, DHA)===================Çıldır Gölü’nde yelkenler suya indiulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme eski Bakanı Ahmet Arslan’ın girişimleriyle geçen yıl Kars’ta açılan Yelken Spor Kulübü’nün öğrencileri Çıldır Gölü’nde yelkenleri suya indirdi.Sezon öncesi Muğla’ın Bodrum ilçesinde kampa giren 7-12 yaş grubu 30 öğrenci, kabotaj bayramıyla birlikte Ardahan’ın Çıdır ilçesindeki Çıldır Gölü’nde eğitime başladılar. Bu yıl ikincisi düzenlenen yelkenli eğitimin haftada 3 gün verileceğini belirten Eğitmen Tuse Maltepe, ‘Çıldır Gölü, Ardahan ve Kars il sınırları içerisinde kalan göl, 123 kilometre kare alanı ile Doğu Anadolu Bölgesi’nin en büyük tatlı su ve Van Gölünden sonra en büyük ikinci gölüdür. Deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikte bulunan gölün en derin noktası ise 42 metredir. Burada 4 eğitmenle öğrencilere yelkenli eğitimini veriyoruz. Geçen yıldan eğitim alanlara yelkenli yarışı eğitimi veriyoruz. Öğrenciler kendi aralarında olmakla birlikte il dışındaki yarışmalara da hazırlıyoruz. Çıldır Gölü’nün rüzgarlı olması ve doğası bizleri adeta büyülüyor ve derslerimiz güzel geçiyor’ diye konuştu.Çıldır Gölü’nde verilen eğitimle birlikte Muğla Çeşme’de ve Tekirdağ’da kamplar düzenlemeyi planladıklarını vurgulayan Maltepe, yelkenli eğitimi alanların okullarında başarılı öğrenciler oyduğunu söyledi.Görüntü Dökümü————–Öğrencilerin hazırlık yaparak yelkenliye binmesi-Öğrencilerin eğitimlerinden detay -Eğitmen Tuse Maltepe’nin öğrencilere taktik vermesi-Öğrenciler ile röp-Tuse Maltepe ile röpSÜRE: 05.14 BOYUT: 586 MBHaber-Kamera: Suat İNCEDERE (Çıldır) / ARDAHAN,==================Bu tavuklar yeşil yumurtluyorERZURUMLU Mustafa Sırtıkara (41) evinin bahçesinde hobi olarak beslediği 20 tavuktan 4’ü yeşil yumurtluyor. Sırtıkara, yeşil yumurtaların tadının diğerleri ile aynı olduğunu söyledi.Erzurum Teknik Üniversitesinde özel güvenlik görevlisi olan evli ve 4 çocuk babası Mustafa Sırtıkara’nın merkez Palandöken ilçesinde beslediği tavuklar ilgi odağı oldu. Civcivken satın aldığı Amerikan ırkı tavukların, büyüyünce açık yeşil renkte kabuklu yumurta yumurtladığını belirten Sırtıkara, ‘Hobi olarak daha öncede evimin bahçesinde tavuk besliyordum. Ancak komşular rahatsız olunca bir süre ara verdi. Şimdi bahçem müsait olunca yeniden başladım. Mahallebaşı semtinden 5 tane civciv satın aldım. Bunların cins olduğunu bilmiyordum, büyüyüp yeşil yumurtladıklarını görünce şaşkına döndüm. Toplam 25 tavuğum var. Bizim kadar yumurtayı gören herkes şaşırıyor. Tadını merak ettikleri için isteyene birkaç tane hediye olarak veriyorum’ diye konuştu.   TÜRKİYE’DE ‘YEŞİL YUMURTACI’ OLARAK DA BİLİNİYORYeşil yumurtalarla ilgili bir açıklama yapan Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zootekni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Laçin, ‘Yumurtanın kabuk rengi; kahverengi, beyaz ve mavi-yeşil renkte olabilir. Ticari yumurta üretiminde sadece kahverengi ve beyaz yumurtacı tavuklar kullanıldığı için, çoğunlukla yumurta kabuk rengi ya kahverengi ya da beyazdır. Tek istisnası ‘Araucana’ adı verilen tavuk ırkıdır. Bu tavuk ırkının kökeni Şili’nin Araukanya bölgesidir. Türkiye’de ‘yeşil yumurtacı’ olarak da bilinir. Yıllık 150 civarında yumurta verirler. Türkiye’ye ilk defa 2000 yıllarda getirilmiştir’ dediKabuk renginin yumurta oluşumu esnasında yumurta kanalında ki pigmentler vasıtasıyla şekillendiğini anlatan Prof. Dr. Laçin, ‘Pigment türü ırka bağlı olarak genetik farklılık gösterir. Tüm yumurtalar başlangıçta beyazdır ve kabuk rengi, yumurta oluşumu sürecinde protoporfirin adı verilen pigmentlerin etkisiyle kabuğa açık kahverengi rengini verir. Araucana tavuklarında ise oosiyanin adı verilen bir pigment yumurta kabuğunun mavi veya yeşil renkte olmasına neden olur. Yapılan bilimsel çalışmalarda Araucana tavukları ile diğer ticari yumurtacı tavuk yumurtaları arasında genellikle tek farklılığın, Araucana yumurta sarısında daha yüksek yağ ve toplam kolesterol içeriğine sahip olmasıdır. Bununla birlikte yumurta kabuk renginin protein, vitamin ve mineral madde oranları üzerine etkili olmadığı saptanmıştır’ diye konuştu.Kabuk rengine göre içeriğinde besin maddesinin değişmediğini vurgulayan Zootekni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Laçin, ‘Yumurtanın besin içeriğini asıl belirleyen faktör tavukların neyle beslendiğidir. Yumurta kabuğu aslında sadece bir ambalaj malzemesidir. Bu ambalaj malzemesinin beyaz, kahverengi veya yeşil olması tüketicinin tercihini belirleyebilir. Ancak ambalaj rengi olarak hangisini seçersek seçelim içerisindeki ürünün kalitesi değişmeyecektir’ dedi.Görüntü Dökümü————–Mustafa Sırtıkara’nın tavuklara yem vermesi-Tavuk ve civcivlerden detay -Kümesten yumurtaları çıkarması -Yeşil yumurtalardan detay -Mustafa Sırtıkara ile röpSÜRE: 03.56 BOYUT: 441 MBHaber: Hümeyra PARDELİ – Kamera: Turgay İPEK / ERZURUM,================= 

Bir önceki yazımız olan Hatay'da, Türkiye-Suriye sınırına ek önlem başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir